Vulva, kadın dış genital organlarının tümünü içine alan bir terimdir. Mons pubisin ön kısmını, her iki labium minörleri (küçük dudaklar)  yanlardan örten labium majörleri (büyük dudaklar), klitorisi ve klitoral açıklığı kapsayan vulvanın arkasını labial komissur oluştururken en iç kısmını da üretra ve vajinaya açılan vulval vestibül oluşturmaktadır  Vestibülün arka kenarında ise bartolin bezleri bulunmaktadır.

Vulva hastalıkların sınıflaması

NEOPLASTİK HASTALIKLAR (Kanseromatöz hastalıklar)

  • Skuamöz Neoplaziler (Yassı Hücreli Karsinomlar)

VIN1 : hafif displazi

VIN2 : orta şiddette displazi

VIN3 : tüm kat atipi gösteren şiddetli displazi

  • Nonskuamöz Neoplaziler (Yassı Hücre Kaynaklı Olmayan Karsinomlar)

Paget’ in hastalığı

Malign melanoma

NONNEOPLASTİK HASTALIKLAR (Kanser Özelliği Göstermeyen Hastalıklar)

Liken sklerozus (liken sklerozis et atrofikus)

Skuamöz hücreli hiperplazi (hiperplastik displazi)

Diğer dermatozlar (Ör. psöriazis, liken planus, seborik ekzema )

Skuamöz Neoplaziler (Yassı Hücreli Karsinomlar)

Vulvadaki lezyonlar kaşıntıya, ağrılı bir rahatsızlık duygusuna ve yanmaya yol açar. Ama bu belirtiler yalnızca kötü huylu oluşuma özgü değildir, in situ du­rumundaki karsinomun klinik olarak kendine özgü bir görünümü yoktur. Ge­nellikle deriden hafifçe kabarık, kenar­ları düzensiz, yavaş yayılan bir oluşum­dur. Mukozaya yerleşenlerin rengi şarap kırmızısı, yüzeyi kadife gibidir; deride-kiler ise beyaz renkli, yüzeyi egzamalı ya da ülserli olur. Olguların üçte birinde lezyon aşın pigmentlidir; vulvadaki pig­mentli değişimlerin en sık rastlanan ikinci nedeni in sttu karsinomdur. Ço­ğunlukla küçük dudaklarda gelişir ve çok odaklıdır. Hastalann hemen hepsin­de bundan başka belirti görülmez. Bazı hastalar kaşıntıdan yakınır. Vulvar intraepitelyal neoplazi (VIN), vulvanın premalign bir lezyonudur ve son yıllarda özellikle kadınlarda 40’lı yaşlarda giderek artan bir sıklıkta görülmektedir. VIN olgularında özellikle gebelik döneminde kendiliğinden gerileme olabilse de bu olguların premalign kabul edilmesi ve buna göre değerlendirilmesi önemlidir. Çünkü bu hastaların % 3 kadarında gizli kalmış invaziv kanser olabilmektedir.

Tanı: Vulvar neoplaziler için standart bir tarama testi ne yazık ki henüz mevcut değildir. Günümüzde tanı ancak görsel değerlendirme ile sınırlıdır. Bu nedenle vulvar deride görülen herhangi anormal görünümlü ve pigmente lezyon dikkatle değerlendirilmeli ve mutlaka bir kadın doğum uzmanına başvurulmaldır. Lezyonlar kabarık veya düz olabilir. Renk değişikliği çok farklılık gösterebilir. Bu yüzden herhangi pigmente bir lezyondan mutlaka biyopsi alınmalı ve patolojik inceleme yapılmalıdır. Ayrıca vulvaya %3-5’lik asetik asit uygulanması ve ardından kolposkopi cihazıyla değerlendirilmesi de lezyonların daha detaylı incelenmesinde yararlı olabilmektedir.

VIN ile HPV arasında ilişki olduğu yapılan pek çok çalışmada gösterilmiştir. Bu nedenle HPV 6, 11, 16 ve 18 tiplerine etkili olan kuadrivalan HPV aşısı ile VIN gelişimi riskinin azaltılabileceği gösterilmiştir. Ancak bivalan HPV aşısında benzer etkinlik gösterilememiştir. Ayrıca sigara kullanımının da yüksek oranda özellikle olağan tip-VIN ile ilişkili olduğu gösterilmiş ancak sigara bırakılması ile VIN insidansında azalma olduğu saptanmamıştır. Diferansiye-VIN ile dermatozlar arasındaki ilişki nedeniyle bu hastalıkların tedavi edilmesi ile de VIN ve kanser riskinde azalma sağlanabilir.

Tedavi: VIN tanısı alan tüm hastalar mutlaka tedavi edilmelidir. Tedavi yaklaşımları medikal, lazer ablasyon ya da cerrahi olabilir.

Nonskuamöz Neoplaziler (Yassı Hücre Kaynaklı Olmayan Karsinomlar)

Page Hastalığı : Vulvar Paget hastalığı, vulvar apokrin bezi taşıyan deri hücrelerinden kaynaklanan çok nadir görülen malignitedir. Klinik olarak kırmızı, egzamatöz ve prurjinous ve bazen ağrılı lezyonlar olarak görülür. Çoğu durumda, tümör hücrelerinin deriyi ve bazen de altta yatan deri apendikasını içeren bir deri içi adenokarsinomdur, ancak bazen bölgesel deri invazyon vardır.Muhtemelen çok merkezli doğasından dolayı, Paget hastalığında kronik ve nüks(tekrar) eden bir seyir vardır. Cerrahi tercih edilen tedavi olmuştur, ancak hastalık sıklıkla görünür lezyondan uzakta başka odaklarının olması ve cerrahi sınırlar sıklıkla pozitif olmasından dolayı cerrahi olarak da zor bir hastalıktır. Birçok hasta geniş lokal eksizyon, basit vulvektomi veya radikal vulvektomi gibi çok sayıda cerrahi prosedürden geçmektedir. Ancak, birincil cerrahi örneklerin marjları hastaların yarısından fazlasında pozitiftir. Sonuç olarak rekürrens oranı yaklaşık% 47’dir. Yani cerrahi uygulanan hastaların neredeyse yarısına yakınında tekrar nüks oluşmuştur.

Vulvar Maling Melenom: Maling melanom deriyi tutan ve güneş ile ilişkili bir hastalık olmasına rağmen vulvada görülen bir kanser türüdür.Vulvada oluşan benler ve renk değişikliklerini o yüzden önem vermek gerekir. Bir benin melanom olup olmadığını ve doktora görünmek gerekip gerekmediğini gösteren belli başlı belirtiler vardır. Eğer yeni oluşan bir ben ya da cilt değişikliklerine sahipseniz, ya da aşağıda belirtilmiş olan özelliklere sahip bir ben taşıyorsanız hemen doktorunuza görünmelisiniz:
Gittikçe büyüyen
Şekli değişen, özellikle düzensiz kenarlı bir görünüm almaya başlayan
Rengi değişen – daha koyu renkli, yamalı ya da çoklu gölgeli olan
Kaşıntılı ya da ağrılı
Kanamalı ya da kabuk tutmuş
İltihap görüntülü

Vulvar maling melenomun tedavisi cerrahidir.


NONNEOPLASTİK HASTALIKLAR (Kanser Özelliği Göstermeyen Hastalıklar)

Vulvar liken sklerozus: Liken sklerozis, destruktif inflamatuar bir hastalıktır. Etyolojisi belli değildir ancak otoimmun aracılı olduğu düşünülmektedir. Hastalık %85-98 oranında anogenital bölgeyi tutar ancak inflamasyon vajinal mukozaya ilerlemez. Deride renk kaybı (depigmentasyon), mukokutanöz yapıların silinmesi ve submukozal kanama ile karakterlidir  İnflamasyon nedeni ile oldukça kaşıntılı olan bu hastalık uykuda bile rahatsızlık verebilmektedir. Atrofik skar oluşumu dışında vulvanın yapısında major değişikliğe neden olan bir deri üst tabakasında kayıp(destrüksiyon)  vardır. İlerlemiş liken sklerozlu vakalarda, tutulan bölgelerde ortaya çıkabilen fissürasyona bağlı, ağrılı idrar yapma ve kabızlık olabilmektedir. Vajen girişindeki daralmaya bağlı olarak ağrılı cinsel ilişki (disparoni) görülebilmektedir. Diğer bir komplikasyon da skuamöz hücreli karsinom gelişimidir ve klinik pratikte vakaların %4’ ünden az bir kısmında görülür. Bu açıdan liken sklerozis değerlendirilirken kanser açısından dikkatli olunmalıdır.

Skuamöz hücreli hiperplazi (hiperplastik displazi) : Cill­te yan­ma his­si, ka­şın­tı ve ka­şın­tı iz­le­ri sık rast­la­nan be­lir­ti ve bul­gu­lar­dır. Lez­yon böl­ge­sin­de bu­lu­nan epi­tel ka­lın­laş­ma­sı ve hi­per­ke­ra­toz, cil­din nem­li­li­ği, ka­şı­ma sık­lı­ğı ve to­pi­kal ilaç kul­la­nı­mı­na bağ­lı ola­rak fark­lı gö­rü­nüm­ler­le sey­re­de­bi­lir. La­bi­a ma­jo­ra, in­ter­la­bi­al kat­lan­tı­lar, la­bi­a mi­nö­rün dış böl­ge­le­ri ve kli­to­ris en sık tu­tu­lan böl­ge­ler­se de, lez­yon­lar la­bi­a ma­jo­ra­nın öte­si­ne ya­yı­la­bi­lir­ler. Lez­yon böl­ge­le­ri sık­lık­la lo­ka­li­ze, yü­zey­den ka­ba­rık, iyi sı­nır­lı ol­ma­sı­na kar­şın, sı­nır­la­rı be­lir­siz ve yay­gın da ola­bi­lir­ler. Ha­fif ke­ra­toz var­lı­ğın­da vul­va sık­lık­la ko­yu-kır­mı­zı gö­rü­nüm ala­bi­lir. Lez­yon­lar be­yaz ya­ma­lar şek­lin­de, ve­ya fark­lı yer­le­şim­ler gös­te­ren be­yaz ve kır­mı­zı alan­lar şek­lin­de ola­bi­lir. Eri­tem­li cilt­te ka­lın­laş­ma, fis­sür­ler ve so­yul­ma göz­le­ne­bi­lir. Pu­bik kıl­lar sık­lık­la kı­rık ve azal­mış, cilt do­nuk­laş­mış­tır. Yer yer cilt bü­tün­lü­ğü bo­zul­muş ve en­fek­si­yon ge­liş­miş ola­bi­lir. Kar­si­no­mun ekar­te edil­me­si için vul­va­nın dik­kat­li bir şe­kil­de de­ğer­len­di­ril­me­si önem­li­dir.

LİKEN PLANUS:  Kutanöz liken planus kronik inflamatuar bir hastalık olup kaşıntılı izole veya gruplar halinde papüllerle karakterize, kronik seyirli bir dermatozdur. Döküntüler genellikle 1mm ile 1cm arası değişen boyutlarda, hafif kabarık, sınırı düzensiz, mor renkli, parlak oluşumlardır. Üzerlerinde gri veya beyaz çizgilenmeler bulunması oldukça tipiktir. Döküntüler ilk başta kırmızı olup sonra asıl rengi olan mora dönüşebilir.

SEBOREİK EKZEMA:  Sınırları belirgin, üzeri kepekli, kırmızı yama şeklinde seboreik lezyonlar görülür. Vulvar tutulum en sık labium majorler, mons pubis ve perinede görülür. Kaşıntı belirgindir ve uzun dönemde, likenifikasyona ve bazen sekonder enfeksiyona neden olabilmektedir.

LENFOGRANULOMA VENERUM (LGV) Etkeni Chlamydia Trachomatis olup çoğunlukla tropikal bölgelerde görülen bir veneryal hastalıktır. On günlük bir inkübasyon periyodundan sonra vajinada ağrısız infiltratif lezyon gelişimi olur. Kısa sürede iyileşen bu lezyondan 3-4 hafta sonra inguinal lenfadenopati gelişir. Kronik anogenital LGV infeksiyonu, fistülizasyona neden olabilir ve uzun dönemde lezyon bölgesinde karsinomatöz değişiklikler ortaya çıkabilir.

 

Bartholin Apsesi (Kisti) :Bartholin kanal kisti olarak da adlandırılır. Bartholin kisti bezin nispeten ağrısız büyümesidir. Bartholin apsesi ise bezin enfekte olması durumudur. Kadınların dış genital organlarında, vulvada, vajina girişinin hemen sağ ve solunda bazen tek taraflı bazen iki taraflı gözlenen Bartolin bezi apse ve kistleri üreme çağındaki kadınlarda sık rastlanan ve tüm kadınların yaklaşık %2’sinde tespit edilen bir hastalıktır.
Bartholin Kist Semptomları
Bartolin kistinin lokalize olduğu labia minora ve vajen girişinde şişlik olur, apse olursa ağrı çok şiddetli bir hal alır, kist durumunda ağrı daha hafif seyreder.
Bartolin apsesinde, lokalize olduğu kısımda şişlik, ödem, ağrı ve deride kızarıklık izlenir. Bartolin apsesinde vücutta ateş olmaz. Yürürken ve otururken çok ağrı hissedilir. Bazen cinsel yolla bulaşan bakteriler gibi çeşitli organizmalara bağlı vajinal akıntılar da izlenebilir.
Bartholin Kisti Tanısı
Bartolin kist ve apsesinin tanısı fizik muayene ile konulur, başka herhangi bir teste ihtiyaç yoktur. Bartolin apsesine neden olan etkeni bulmak için pü kültürü yapılabilir. Bu kültür apse drene olurken steril bir swab yardımıyla alınabilir. Test sonucu 48 saatten önce alınmaz, fakat bu sırada önceden başlanan antibiyotik tedavisi de değiştirilmemelidir. Buna rağmen ilk tedaviye direnç gelişirse o zaman kültür sonucuna göre ilave tedavi verilmelidir.
Bartholin Kist ve Apselerine Evde Bakım
Günde 4-5 defa deriyi yakmayacak kadar sıcak su içine 10-15 dakika oturma banyoları bu kist ya da apselerin drene olmasını sağlayabilir. Bu tedavi genellikle Bartholin kistleri için geçerli olduğu halde, apse durumunda doktorlar tarafından drenaj yapılması uygundur.
Bartholin Kist ve Apselerinde Cerrahi Tedavi

Bartholin kist ve apsesi ağrılı hale gelirse tedavisi drenajdır. Apse kapalı bir alanda oluşan enfeksiyon olduğundan antibiyotikler bu alana uygun bir şekilde giremez. Bu nedenle apseler daima drene edilmelidir.